Hoşgeldiniz  

İstanbul güzel şehir …

Semih Özay | 19 Temmuz 2019 | Gündem, İslamiyet, Politika


facebooktwitter
Semih Özay
ozaysemih@gmail.com

 

 

 

 

siyasi ayak ne “ayak”

Her defasında ısrarla süren bir kısır döngü olan fetö örgütünün “siyasi ayağı” var mı? Varsa kimdir?  Ne ayaktır ? sorsan kimse bilmiyor.Bu iş gerçekten çok sıkıcı bir hal aldı maalesef.Arkadaşlar bu iş hiç öyle göz ardı edilecek ,alkışla hamasi nutuklarla unutturulacak siyasi salvolar la geçiştirilecek bir iş değil. Muhalefet şöyle dedi, iktidar şöyle yaptı geçiniz efendim,meclisteki her vekil iktidar mensubu olsun olmasın herkes bu vebali taşıyor.Zamanında bu önerge verilmişti kimler hayır verdi ise , acaba vicdan muhasebesi yaptı mı ? bilmem ama; halkın vicdanı muhasebe yapmaya başlarsa işler çok değişiyor.Düşünsenize terzi ,öğretmen, avukat, hakim, kaymakam, doktor, öğrenci kaç kişi sanık oldu hüküm giydi beraat etti,benim bildiğim bir tane siyasi “ayak” ile alakalı bir araştırma yapılmadı,bu araştırma işi ile soruşturma işinin sorumlusu iktidar partisinin sözcüsü Ömer ÇELİK bey de son açıklamalar ile “ipe un sermekte ” .Ne yazsak ne söylesek boş. Halbuki bu işe öncülük edilse hangi partiden olursa olsun açığa çıkarılsa pozitif sonuçlar verecek bir durum.Ama ne gerek var canım muhalefet liderlerine iki salla millet nasıl olsa bu işlerden hoşlanır mantığı ile bu işler zor.Bu araştırma sanki iktidara bir saldırı siyasi linç olarak algılanmakta bence mecliste en az vekili olan partilerden başlanıp genişletilerek devam edilmeli ki iktidarın sanki kendilerine yönelik ,bir itham,iftira saplantısından sıyrılmasına vesile olsun.Yok eğer mevzu buda değilse?İşte o zaman şüphe başlar ki şüphe hiç iyi bir şey değildir; şüphe dostluğun, güvenin,imanın,inancın en büyük düşmanıdır.

Aslında işin püf noktası belli bu ülkede 28 şubat darbesine bakıp incelemeden 15 temmuz la alakalı bir yorum yapmak çok zor. Fetö nün miladı ne menem bir şey olduğu 28 şubat a olan katkı ve destekleri bir çok şey ile alakalı bizlere fikirler sunmakta. İster hareket deyin ister örgüt ne olduğu değil ne yaptığına bakınca ,siyasilerin ne faydalar sağladığı görülünce öyle özürle hata yaptım kusura bakma ile üstü örtülecek kadar basit değil.

İstanbul sözleşmesi

Kadına şiddet ülkemiz ve dünyanın en büyük yaralarından;bu konu ile alakalı devletler önlem almakta bir çok sebebi var çok hassas bir konu. Temelinde bir çok hatadan kaynaklı eksikler mevcut.Bilen kişiler araştırıyor araştıracak teknik bir çok açıklama yapılıyor ama hata yanlış irdelenip yorumlanınca pozitif ayrımcılık şeklinde feminist bir söylem ortaya çıkmakta.Feminizm sözde kadın hakları kadın erkek eşitliği adı altında maalesef kadını tüketim ekonomisinin bir meta sı haline getirmekte.Halbuki işe biraz daha geniş pencereden bakarsak kas gücü bakımından erkek güçlü, kadın zayıf o yüzden kadınlar eziyet görüyor şiddete maruz kalıyor dünyamız da öyle değil mi. Güçlünün zayıfı ezdiği ,küçük balığın yaşaması sadece büyük balığın öğlen yemeği için olduğu dünyada tüm güçlüler ezilen kadının sadece bu tür yaklaşımlar ile kurtulabileceğini iddia etmekte. Ne kadar masum bir tutum? Her erkek bir anne nin çocuğu ve anne dinimizde kişi için en önemli varlık dinimizin bu konuya yaklaşımı tam olması gerektiği gibi. Anne nin hakkı ödenmez, lafı İslam dininin en önemli düsturlarındandır.Kadının beyanı esastır sözü vardır bir de içeri hakkında yanlış anlaşıldığı abartıldığı falan söyleniyor; evet gayet doğal olarak yanlış anlaşılıyor böyle bir söz hukuk içerisin de ifade olarak bile yer alması doğru değil bence farklı şeyler kast ediliyorsa kast edilen doğru ifade edilmelidir. Demem o ki zorlamaya falan gerek yok,bazılarının zoruna da gidebilir (sonsuza kadar zoruna gidebilir benim için bir sorun yok). Kadının toplum içerisindeki yerini haklarını sağlayabilecek tek kaynak İSLAM ın ta kendisidir. Sorunlara çözümü doğru yerde ararsak toplumda kadını görmek istediğimiz yerde o zaman görürüz. Çocuklarını islami ahlak ile yetiştiren ebeveynlerin çocukları genel olarak özlenen aile ortamını oluşturan bireyler olmuştur ve olacaktır.

İnsan her daim en mükemmel olanın peşinde olurmuş, evet bu doğamızın gereği; ancak mükemmellik ulaşılamaz bir zirve mükemmel olması mümkün olmayan insanın mükemmel bir hayatı yakalaması da mümkün değil. Burada önemli olan vasati bir hayat yaşayıp kusursuz ve sonsuz hayatı yakalayabilmek olsa gerek…. Unutmadan biz belki unutuyoruz ama İstanbul çok güzel bir şehir değerini bilmekte fayda var !!!!

 

HAFTANIN SORUSU:

Sordular ; Adama sordular hayatınızda verdiğiniz en doğru karar nedir diye , ve cevap verdi adam; eşimle evlenmeye karar vermemdir. Çünkü o bana bir hayat boyu karşılık beklemeden çıkarı olmadan arkadaşlık etti. Bana emanet sahibi olacağım evlatlar dünya ya getirdi ve bana sadık kaldı. İşte bu yüzden hayatımda verdiğim en doğru kararım eşimdir dedi ve gitti……

66 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Kanal Medya Haber Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.